Sevgili okur, zaman elden ölüm yokmuşçasına kayarken, dizlere taşınamayacak ağırlıklar binerken ve gözlerde bile mecal bırakmayacak vaziyetler varken kimi parçamız vardır ki içinden "yaşam" emarelerini silemezsin. Sayfalarına tıkır tıkır işledikçe ağırlığı tükenmektedir sayfa sayın, tükenmişsindir artık okur. Her şeye bir nokta koyacak gücünün kalmaması ne "yaşama" ne "annene" ne de kendine sevdandandır. Hele ki bir "disiplin" örneği hiç değildir! Tut ki sana "sev" diye verilmiş kalbi sevmiş ol, kendi suretini bile kabullenmişken hâlâ değişmeyecek mahluklara acıyamıyor ol, henüz bazı parçalarının seni etkisi altına almasına göz yumacak gücü edinemiyor ol, hele de bu yazıdaki "sen" ve "o" hitaplarının herkese ait olduğunu anlıyor ol, senin de ellerin değmiştir o halde bu tercümeye!
Kambur ruhtur ki dürüstlük silahının ağırlığıyla kamburdur, kambur ruhtur ki gönülden ayrı tutmamasına karşın ruhunu "olabileceklere" bile satmamasına karşın kamburdur! En uzak diyarlardan kollarına düşer bu kamburun sınavı! Bir fikirdir belki yahut bir kötülük tohumudur, bilinmez. Sınavın onu âşık yapmadığı değişmez, sınavının ne ölçüye kadar insanla ilgili olduğu ise kıstası olmadan doğrudur. Kambur böyleyken kamburun kambur ettiği ne haldedir? Anlaşılan gönül bunu kusar bugün satırlara. Bilir misin okur, son günlerde kapımı sürekli geçmiş çalıyor, zorluyor girişi. Beni kapı dışarı etmemişçesine zorlar misal şansını, olsun, ben yine içeri alacağım, daha ne kadar kambur edebilirim ki sefil sureti! Onlar ne yaptıklarını bilmedikleri için affedeceğim, kendini affedemedikten sonra benim ona bağışladığım af ona ne yarar sağlar; bilmez, bilinmez. Çağırmaz beni geçerken, kapıyı yüzüme kapatırken bile ona kalbimde bir yer ayırırdım oysa! Beni tanımaz, uzak tutar; en mahrem duygularını hiç anlatmamışçasına! Orman ve betonarme binalar arasında yalnızlığımızı hiç paylaşmamışçasına! Seher yeli zamanımın daraldığını anımsatırken kalemimle ağlıyorum sessizce. Acıyorum anlamadan anlaşılmak istemene, bulmadan bulunmak istemene, ruhunu bile satabilmene. Üzgün müdür bendin senin gibi bir ruhu taşımak zorunda olurken?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder