Nereden başlayacağımı bilmediğim ilk yazım değil, sanırım. Hikâyemizin başından başlayabilirim, bugün hayatımda ne çok izin olduğunu anlatma ihtiyacı duyuyorum, sanma sarhoş; zihnim otomatik bir makine kadar yerinde. Bu kendini hiçbir sıfata layık görmemiş, kendi suretine bile bakamamış bir kızın sevgiyi tanıma hikâyesidir, tıpkı diğer hikâyeler gibi bu hikâyenin de bir sonu var, biliyorum sevgilim. Ben bu hikâyenin sonunu sonra getireceğim; belki sana bir vedayı çok gördüğüm bir zamanda, belki kollarında yeni bir hayata başlayabileceğim bir zamanda, belki boğazımdaki cam kırıklarının her bir kelimemde ruhumu kestiği bir zamanda. Ama bu hikâyenin başının da sonunun da hesabı bende kalır; yeterince mahrum ettim kendimi anıları yaşamayarak, izin ver bana unutmadıklarımı yaşayayım zihnimde, bendimde. Belki geri gelmeyecek bazı duyguların hesabını tutarım, kim bilir bu yalnız gecelerde? Koyuyorum başımı o ıslak yastığa; göğsümdekini duyuyorsun, değil mi?
"Gözlerimden süzülenBirkaç damla anıdaSenin sıcaklığın varAnlıyorsun, değil mi?"
Sana iyi olacağımızın sözünü alazlanman gereken bir gecede fısıldayabilmek isterdim, görüyorum ki bunu duymak için çabayı yalnızca kaybettiğinde gösteriyorsun. Sevildiğimi hissetmediğim günlerin, kadının olduğumu hissetmediğim günlerin, medcezirlerime iyi gelmediğin günlerin hesabı bende kalır! Seni itmeyeceğim, yolu biliyorsun ama. Ayrılığın sevdaya dahil olmadığını söylerdin kendinden emin bir şekilde; haklı çıkman için her şeyi yapmanı ümit ederdim belki de. Alıyorum elime defteri, yine bir hesap tutuyorum. Kokumu duymadığın, sevgimi aramadığın, öpüşlerimi anımsamadığın her gecenin hesabını tutuyorum! Sevda sözlerini ihmal ettiğin her gecenin hesabı bende kalır. Bir Mehmet Ağa yoktur ki bu defteri kapasın! Gözlerinden öpüyorum sevgili; bazı vedalar ayrılık değildir, kaybedilen bazı duyguların arkasından veda gerekir. Kolay kazanmıyoruz otomatik sandığın duyguları! Bazı benlikler hak ettiği yerde durmalı, neyse, giden gittiği yerde her zaman mutludur.
